Türkiye İşçi Partisi, İşçi Sınıfının Değil Silah Tüccarı Kapitalist Osman Kavala’nın Pankartını Taşıdı

Türkiye İşçi Partisi 1 Mayıs’ta işçi sınıfının değil, Osman Kavala’nın pankartını taşıdı. İşçi sınıfının birlik ve dayanışma gününde TİP’in Türk Sorosu denen Osman Kavala’nın pankartını Gezi Davası nedeniyle taşıması tepki çekti.

Gezi’yi Osman Kavala ile bütünleştiren poster

Akp’nin önünü açan bir çok süreçte rol oynamış, Akp ile ters düşünce tutuklanmış, f-16 savaş uçağının parçalarının ticaretini yapan, AB ve Soros ile derin bağlantıları olan, sol liberalizmin savunucularının sunduğu fonlarla önemli finans kaynaklarından olan ve Türkiye’deki Soros’un açık toplum STK’larının arkasındaki kişi olan, globalist emperyalist bloğun Türkiye’deki ortaklarından olan Osman Kavala, işçi ve emekçi bayramında TİP tarafından bir kahramanmışçasına posterleştirildi.

TİP uzun süredir adına “saray rejimi” dediği materyalizm ve sınıfsal perspektif dışı bir olgunun peşinde koşarken Osman Kavala gibi bir kapitalist için yürümekten erinmemenin siyasal hattını ortaya çıkartmışa benziyor. Bu siyasal hattın Türkiye’nin emekçilerinin hattı olmadığı açık. Bu siyasal hat AB destekli burjuva muhalefetin radikalce savunamadığı olguları savunmanın, onun altyapı içinde liberalizme doğru dönüştürücülüğünün aparatı haline gelmenin çizgisidir.

Üstelik Gezi gibi kendiliğinden bir halk hareketini Soros destekli kapitalistler ile özdeş kılmak karşı devrimci propagandaya su taşımaktan daha fazlası değil. Gezi’de canlarını halk için vermiş genç yaşta yitip gitmiş insanların posterleştirilmesi gerçekten halkçı ve devrimci tutum olurdu. En sinsi karşı devrimcileri posterleştirmek işçi sınıfının partisinin görevi olamaz.

Osman Kavala’nın temsil ettiği hattın Türkiye Proletaryasının devrimci çizgisinin hattıyla uzlaşabilir tek bir yanı dahi yoktur. Bu hat karşı devrime dairdir ve sol liberalizm kalabalık bir cümbüş dahi olsa hala bir cümbüştür.

Devrimci, anti emperyalist sınıf mücadelesi cümbüşlerden, yavan muhalifler konumuna düşüp liberalleşmekten değil, kapitalistler arasındaki çelişkilere taraf olmaktan değil, o çelişkiler içinden sıyrılmaktan, onlara karşı proletaryanın mevzilerini kurmaktan geçer. Onlardan birine el verip onlar arasında taraf haline gelmek sınıf çizgisini terk etmiş olmak demektir.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: