Gerçekler Devrimcidir

Marx ve Engels her zaman gerçekleri söylediler. Kapitalizm’in feodal tarzda üretime, anarşist otonomculuğa göre ilerici olduğunu da söylediler, onun neden yıkılması gerektiğini anlattılar. Yani bütünü gösterdiler, onu doğru yerlerden tanımladılar.

Lenin, emperyalist dönem kapitalizmini tanımladı. Ama emperyalizme karşı mücadeleyi teorik ve pratik kalıba oturturken bile emperyalizm ile feodalizmin karşıtlığında feodalizmden taraf olmayacaklarını açıkça söyledi. Yani tanımladığı şeyi şeytanlaştırma kuruntusuna hiç girmedi.

Mao’ya bakın yazdığı her yazıda bilimsel kavrayışı ve çok yönlü ihtimalleri, planları içeren bir çok yazısı var. Ama kesin konuştuğunda tam konuşuyor. Büyük savaş sırasında olacak dediği her şey bir bir gerçekleşmiş. Almanların yenilgisini dahi bu kavrayışla öngörmüş.

Bir devrimci gerçeği inkar ederek konuştuğunda devrimci olamaz. Gerçeğe oportünistçe sabit bir yerden baktığında kaybedeceği çok şey vardır. Kitlelere karşı sorumluluk hissetmeden konuştuğunda o artık Bilimsel Sosyalizmin kampında olamaz. Bugün halkın sorunlarına rağmen kendilerini elit havarilermişçesine bir yerlere konumlandırıp konuşanların çizgisi buharlaşma halinde. Bizim çizgimiz ise halkın çizgisi haline gelmekte. Çünkü en baştan itibaren doğruları söyledik ve gerçeğe göre konumlandık.

Kafamızda kurduklarımız, olmasını istediklerimiz değil, gerçekler devrimcidir. Gerçekleri kafamıza göre değiştiremeyiz, olanı olduğu söylemek önemlidir. Çünkü olanın alacağı şekle müdahale etme imkanı ancak gerçekleri söyleyerek mümkündür. Tanım yanlış olursa eylem de yanlıştır.

Mao Zedung‘tan bir alıntı:

Yığınlarla ilişki kurmak için yığınların ihtiyaçlarına, isteklerine uymamız gerekir. Yığınlar için her çalışmada, herhangi kendi iyi niyetlerimizden değil de, onların ihtiyaçlarından hareket etmeliyiz. Çok zaman yığınların nesnel olarak bazı değişikliklere ihtiyaç duydukları olur, ama öznel olarak bu ihtiyacın bilincine hala varamadıkları gibi bu değişiklikleri gerçekleştirmek iradesine de, isteğine de sahip gözükmezler. Bu durumda biz sabırla beklemeliyiz. Çalışmamız sonucunda yığınların çoğunluğunun bu değişikliklerin gerekliliği bilincine vardıkları ve bunları sonuca vardırmak irade ve isteğini gösterdikleri zamandır ki, ancak bu değişiklikler gerçekleşebilir. Yoksa yığınlardan koparız. Yığınlar bilinçli ve istekli olmazsalar, yığınların katılmasını gerektiren her çalışma, bir formaliteden öteye gidemeyecek ve başarısızlığa uğrayacaktır. Burada iki prensip vardır: Birincisi kendi hayal gücümüzden doğan ihtiyaçlar değil, yığınların gerçek ihtiyaçlarıdır; ikincisi de yığınların gönlüdür, yığınların yerine bizim aldığımız kararlar değil, onların aldıkları kararlardır.[1]

Emre Kabartaş

14.05.2022

Kaynakça

[1] Mao Zedung (Kültür Çalışmasındaki Birleşik Cephe (30 Ekim 1944) Seçme Eserler C.3

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: