27 Mayıs Devrimi ve Düşündürdükleri

Sosyal devrim, basit bir yönetim değişikliği değildir. Sosyal devrim, gerçekleştiği toplumu, ekonomisinden siyasal ve sosyal yapısına kadar değiştiren ve yeni baştan kuran, kurma sürecinde olan bir devrimdir. Yeni bir toplumun, yeni bir insanın yaratılmasıdır.

Politik devrim, sosyal devrimin vazgeçilmez önkoşuludur, ancak kendisi değildir. Emperyalist dönemde ise politik ve sosyal devrimi, mücadelesi ve örgütlenmesi ile gerçekleştirecek tek devrimci sınıf proletaryadır.

Bir yandan politik devrimi örgütlemek, yapacak kuvvetleri desteklemek ve cesaretlendirmek gerekir, bir yandan da sosyal devrimi gerçekleştirecek partiyi kurmak, bilinci oluşturmak, proletaryayı muzaffer kılacak hattı sağlamlaştırmak gerekir.

Şubat Devrimi bir politik devrimdir: Çarlık henüz feshedilmemiştir. Rus proletaryası, milli burjuvazisi, küçük burjuvazisi, köylülük ve askerler bir başarı elde etse de yalpalamaktadır. Ancak Lenin’in Nisan tezlerinden sonra işler değişmeye başlar. Ekim’e giden yol açılır.

Ekim Devrimi, Şubat’taki politik devrimin üzerinden sosyal devrim haline gelecek şartlara ulaşır. Proletarya ancak iktidarı Şubat’tan Ekim’e süren politik mücadelelerin sonucunda alır ve asker-köylü kesimler ancak bu dönemde proletarya öncüsünü anlamaya hazırdır.

27 Mayıs bir politik devrimdir ama devrimin kendisi değildir. 27 Mayıs sonrasında oluşan 68 Gençliği ve 15-16 Haziran Büyük İşçi direnişleri sosyal devrime gidiş sürecinin emareleri olarak ortaya çıksa da 9 Mart’taki cunta girişimi bu durumun dibine dinamit yerleştirmiştir.

Küçük burjuva asker kesimlerinin ve bazı sol kesimin desteğini de alarak giriştikleri 9 Mart macerası Türkiye’nin en önemli öncülerinin ateş çemberinin ortasına atılmasına neden olmuştur. Devrime büyük katkıları olabilecek bir çok zeki ve yetişmiş insanı bu durum hedef yapmıştır.

Kızıldere’ye ve Nurhak’a doğru sürükleniş sürecinin en büyük mimarı 9 Martçılar ve Mihri Belli gibi tüm her şeyini orducu sosyalizme dayandırmış oportünistlerdir. Çünkü işçi hareketine dayalı olmayan – en temel ML tezleri reddeden – bir hayalperestliğe gençliği inandırmışlardır.

Türkiye solu, 9 Mart’a kadar kendi içinde halkla birlikte gelişebiliyor ve halkın doğrudan katılımı olan bir çok tartışmaya şahit olabiliyordu, 68 bir enerji birikimiydi. 68, kitlelerin sokaktan öğrenerek serpildiği ve değiştiği bir devrimci durumdu.

9 Mart’tan sonra ise satrançtaki zorunlu hamleleri yaparcasına düşman sınıfın istediği yöne doğru savruldu ve kitlelerden kopartıldı. Zorunlu hamleler yapmak zorunda kaldı. Kızıldere ve Nurhak böyle hamlelerdi. Söke dağlarına sığınmak ya da Vartinik’e gitmek de böyledir.

9 Mart’ı yapanlar aslında Türkiye solu için 12 Mart’ı yapanlar kadar büyük zarar vermişlerdir. 3 günlük süreç tüm tezlerinin yanlışlığını onlara da halka da öncülere de ödetmiştir. Sonuç olarak proletaryaya dayalı olmayan her büyük eylem hüsranla sonuçlanmaya mahkumdur.

27 Mayıs’ı kutlamak ama 27 Mayıs ile 9 Mart arasında yaşanan sınıfsal hadiseleri, politik gelişmeleri detaylı bir şekilde okumak gereklidir. Çünkü hataların da gelişmenin de kaynağı oradadır.

Emre Kabartaş

28.05.2022

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: