Çin Toplumundaki Sınıfların Analizi / Mao Zedung

Mao Zedung bu makaleyi, partide ortaya çıkan iki sapmayla mücadele etmek için kaleme aldı. Çen Tuhsiyu’nun temsil ettiği ilk sapma, sadece Kuomintang’la (milliyetçilerle) işbirliği kurmakla ilgileniyor, bu bağlamda, köylüleri geri plana atıyordu. Mao, buna “sağ oportünizm” dedi. Çang Kutao’nun temsil ettiği ikinci sapmayı savunanlar ise sadece işçi hareketi ile ilgileniyorlardı, bunlar da ilk sapmanın mensupları gibi köylüleri göz ardı ediyorlardı. Mao buna da “sol oportünizm” adını verdi. Her iki sapma, sahip oldukları gücün yetersiz olduğunu bilmelerine rağmen, neyin kendilerine güç katacağını, kitlesel ölçekte nereden müttefik bulabileceklerini bilmiyordu. Mao Zedung, köylülüğün Çin proletaryasının en güvenilir ve sayıca en büyük müttefiki olduğunu ifade etti, böylelikle Çin devriminde ana müttefikin kim olduğu sorusuna gerekli cevabı vermiş oldu. Bunun dışında Mao, ulusal burjuvazinin yalpalayıp duran bir sınıf olduğunu gördü ve bu sınıfın devrim dalgasının yükseleceği momentte dağılacağı, sağ kanadının ise emperyalizminin safına geçeceği öngörüsünde bulundu. 1927’de yaşanan olaylar, Mao’nun öngörüsünü haklı çıkarttı.

* * *

Çin Toplumundaki Sınıfların Analizi

Düşmanlarımız kim? Dostlarımız kim? Bu, devrimin en önemli sorusudur.

Çin’de bundan önce verilen tüm devrimci mücadelelerin çok az başarı elde etmesinin temel sebebi, bu mücadelelerin gerçek düşmanlarına saldırmak için gerçek dostlarıyla birleşememiş olmasıdır.

Devrimci parti, kitlelerin rehberidir. Devrimci parti, kitleleri yanlış yola sürüklüyorsa, devrimci hareket asla başarılı olamaz.

Kendi devrimimizde başarıya ulaşmayı kesin olarak güvence altına alabilmek için gerçek düşmanlarımıza saldırmak amacıyla gerçek dostlarımızla birleşme meselesine gerekli dikkati göstermemiz gerekmektedir. Gerçek dostlarımızı gerçek düşmanlarımızdan ayırmak içinse Çin toplumundaki sınıfların ekonomik durumunu ve bu sınıfların devrime yönelik yaklaşımlarını analize tabi tutmak zorundayız.

Çin toplumunda her bir sınıf nasıl bir koşul içerisindedir?

Toprak Ağası Sınıfı ve Komprador Sınıfı

Ekonomik açıdan geri olan ve yarı sömürge koşullarında bulunan Çin’de tümüyle uluslararası burjuvazinin uzantısı durumunda olan toprak ağası sınıfı ve komprador sınıfı[1], hayatta kalma ve büyüme noktasında emperyalizme bağımlıdır. Bu iki sınıf, Çin’de en geri ve en gerici üretim ilişkilerini temsil etmekte, üretici güçlerin gelişimine mani olmaktadırlar. Onların varlığı, Çin devriminin amaçlarıyla her yönden çelişmektedir. Büyük toprak ağası sınıfı, özelde büyük komprador sınıfı, her daim emperyalizmden yana saf tutmakta, en uçta konumlanan karşı-devrimci grubu meydana getirmektedir. Bu iki sınıfın politik temsilcileri devletçiler[2] ve Kuomintang’ın sağ kanadıdır.

Orta Burjuvazi

Bu sınıf, Çin şehirlerinde ve köylerinde kapitalist üretim ilişkilerini temsil etmektedir. Esas olarak ulusal burjuvaziyi[1] ifade eden orta burjuvazi, Çin devrimi konusunda tutarsız bir yaklaşım içerisindedir. Orta burjuvazi devrim ihtiyacı hissetmekte, yabancı sermayenin ve savaş ağalarının zulmünü çilesini çektiği noktada emperyalizm karşısında devrimci hareketten yana durmakta, ama ülke içerisinde proletaryanın harekete militanca katılım göstermesi, devrimci hareketin ülke dışında uluslararası proletaryadan destek görmesi karşısında bu sınıf, devrimin büyük burjuvazi statüsüne sahip olmaya dair umutlarını suya düşüreceğini hissetmektedir. Politik açıdan orta burjuvazi, devletin tek bir sınıfın, ulusal burjuvazinin idaresi altında kurulmasından yanadır.

Pekin’de yayınlanan Çen Pao[4] gazetesinde yazan Tai Çitao’nun[5] kendinden menkul şakirdi, yazısında şunu söylemektedir: “Emperyalistlerin kafasını ezmek için sol yumruğunuzu, komünistlerin kafasını ezmek için sağ yumruğunuzu havaya kaldırın.” Bu ifade, orta burjuvazinin içine düştüğü açmazı ve yaşadığı kaygıyı gayet iyi ortaya koymaktadır.

Orta burjuvazi, Kuomintang’ın Halkın Geçimiyle İlgili İlkeler’ini sınıf mücadelesi teorisine göre yorumlamaya karşıdır. O, aynı zamanda Kuomintang’ın Rusya ile kurduğu ittifaka da bünyesine komünistleri[6] ve solcuları almasına da karşı çıkmaktadır. Ama öte yandan, orta burjuvazinin ulusal burjuvazinin idaresi altında olacak bir devlet kurma girişiminin pratikte bir karşılığı yoktur, çünkü dünyanın bugünkü mevcut durumunda iki ana güç olarak devrim ve karşı-devrim nihai mücadeleye kilitlenmiştir. Her ikisinin elindeki bayrak da fazlasıyla büyüktür: birinin elinde dünyanın tüm ezilen sınıflarının toplandığı yer olarak Üçüncü Enternasyonal’in dalgalandırdığı devrimin kızıl bayrağı, diğerinin elinde ise dünyanın tüm karşı-devrimcilerinin toplandığı yer olarak Milletler Cemiyeti’nin dalgalandırdığı karşı-devrimin beyaz bayrağı bulunmaktadır.

Ara sınıflar hızla dağılmaya mahkûmdurlar, bazıları devrimin safına katılmakta, bazıları da yüzünü sağa çevirip karşı-devrimin safına geçmektedir. Artık “bağımsız” hareket edebilecekleri bir alan kalmamıştır. Bu sebeple, Çin’de orta sınıfın aziz tuttuğu, kendisinin asli rolü üstleneceği “bağımsız” bir devrim ile ilgili fikir, basit bir yanılsamadan başka bir şey değildir.

Küçük Burjuvazi

Bu kategori, toprak sahibi köylüleri[7], zanaat ustalarını, öğrenciler, ilk ve orta okul öğretmenleri gibi alt düzey aydınları, alt kademe devlet memurlarını, büro kâtiplerini, iş hacmi küçük olan avukat ve tüccarları kapsar. Hem büyüklüğü hem de sınıfsal özelliği sebebiyle bu sınıf, yakından ilgilenmeyi hak eder. Toprak sahibi köylüler ve zanaat ustaları, küçük ölçekli üretimle iştigal ederler. Bu sınıfın tüm katmanları, ekonomik açıdan aynı küçük burjuva statüye sahiplerse de üç farklı kısımda ele alınabilirler.

İlk kısım, fazla mahsule veya paraya sahip olanları, kafa ya da kol emeği üzerinden her yıl hayatlarını idame ettirmek için tükettiklerinden daha fazlasını kazananlardan oluşur. Bu türden insanlar zengin olmayı çok isterler ve Mareşal Çao’ya taparlar.[8] Öte yandan büyük servetler biriktirmek gibi hayalleri yoktur, sadece orta burjuvaların seviyesine gelmek isterler. O küçük para çantalarında bulunan şeylere yönelik saygıya şahit olduklarında ağızlarının suyu akar. Bu türden insanlar korkak olurlar, devletten, ondan daha az olmak üzere, devrimden korkarlar.

Ekonomik açıdan orta burjuvaziye yakın bir statüye sahip oldukları için küçük burjuvalar, orta burjuvazinin yürüttüğü propagandaya fazlasıyla inanırlar, ama devrime şüpheyle yaklaşırlar. İlgili kesim, küçük burjuvazi içerisinde azınlık durumundadır ve küçük burjuvazinin sağını meydana getirmektedir.

İkinci kesimse kendi geçimini ekonomik açıdan sağlayabilenlerden oluşur. Bunlar, birinci kesimde yer alan insanlardan epey farklıdırlar. Bu insanlar da zengin olmak isterler, ama Mareşal Çao, onların zengin olmasına asla izin vermez. Son yıllarda emperyalistlerin, savaş ağalarının ve büyük komprador burjuvazinin sömürü ve zulüm pratiklerinin çilesini çeken ilgili kesim, dünyanın artık eskisi gibi olmadığının farkına varmaya başlamıştır. Bu kesimde yer alan insanlar eskisi kadar çalışsalar da geçinmek için yeterince para kazanamadıklarını görüyorlar. Geçinmek ve yaşamak için daha uzun süre çalışmak zorunda kalıyorlar, bunun için de daha erken saatlerde kalkıp işe koyuluyorlar, işte iki kat daha fazla dikkatli olmak zorunda kalıyorlar. Bu insanların ağızları daha da fazla bozuluyor, yabancıları “yabancı şeytanlar”, savaş ağalarını “hırsız generaller”, ağaları ve kötü asilleri “kalpsiz zenginler” olarak niteliyorlar. Emperyalistlere ve savaş ağalarına karşı yürütülen mücadelenin başarılı olması konusunda şüpheleri olan bu kesim, yabancı güçleri ve savaş ağalarını çok fazla kudretli görüyorlar, harekete katılma konusunda tereddüt yaşıyorlar, tarafsız kalmayı tercih ediyorlar, ama devrime asla karşı çıkmıyorlar. Sayıca kalabalık olan bu kesim, küçük burjuvazinin yarısını meydana getiriyor.

Üçüncü kesimse hayat standartları düşen insanlardan oluşuyor. Eskiden varlıklı ailelere mensup olan bu kesimin önemli bir bölümü, zar zor yaşama tutunurken ellerindeki imkânları yitirip daha ağır koşullara sürükleniyor. Her yılın sonunda gelir ve giderlerini hesaplarken şoke oluyorlar ve “Ne bu böyle? Yine mi açık var!” diye bağırıyorlar. Eskiden iyi günler görmüş bu insanlar, her geçen yıl tepeden aşağıya yuvarlanıyorlar, borçları birikiyor, hayatları daha da sefil bir hâl alıyor, geleceğe korkuyla bakıyorlar. Bu kesimdeki insanlar ruhsal sıkıntıdan muzdaripler, çünkü geçmişleri ile bugünleri büyük bir tezat içerisinde. Bu türden insanlar, devrimci hareket için çok önemli, büyük bir kitle meydana getiriyorlar ve küçük burjuvazinin sol kanadını teşkil ediyorlar.

Olağan zamanlarda küçük burjuvazinin bu üç kesimi, devrime yönelik farklı yaklaşımlar sergiliyor. Ama savaş zamanında devrim dalgası yükseldiğinde, zafer ufukta göründüğünde, sadece sol küçük burjuvazi değil, orta kesim de, hatta sağ küçük burjuvazi bile devrim hareketine iştirak edecek, bu kesimler, proletaryanın ve sol küçük burjuvazinin yarattığı o büyük devrimci dalga tarafından belirli bir yöne doğru sürüklenecek, devrimin safında hizalanacaklar. 30 Mayıs 1925’teki gösterilerle birlikte edinilen deneyim, bize bunu öğretiyor. Farklı yerlerde açığa çıkan köylü hareketi, bu çıkarımın doğru olduğunu ispatlıyor.

Yarı Proletarya

Yarı proletarya, beş kategoriden oluşuyor: (1) Toprak sahibi yarı köylülerin büyük bir kısmı[10]; (2) Yoksul köylüler; (3) Küçük zanaatkârlar; (4) Tezgâhtarlar; (5) İşportacılar.

Toprak sahibi yarı köylülerin büyük bir kısmı, yoksul köylülerle birlikte köylerde yaşayan kitlenin en önemli kısmını teşkil ediyorlar. Köylü sorunu, esas olarak onlarla ilgili bir sorun. Toprak sahibi yarı köylüler, yoksul köylüler ve küçük zanaatkârlar toprak sahibi köylülere ve zanaat ustalarına kıyasla daha küçük ölçekli üretimle iştigal ediyorlar. Her ne kadar toprak sahibi yarı köylülerin büyük bir kısmı ile yoksul köylüler yarı proletarya kategorisine girseler de bu insanlar, ekonomik durumlarına göre alt, orta ve üst olmak üzere üç kategoriye ayrılabilirler.

Toprak sahibi yarı köylülerin durumu toprak sahibi köylülere göre daha kötü, çünkü bu insanlar, her yıl ihtiyaçları olan yiyeceğin yaklaşık yarısından mahrum kalıyorlar ve bu açığı başkalarının toprağını kiralama, kendi işgücünün bir kısmını satma veya küçük ölçekli ticaretle meşgul olmak suretiyle kapatma yoluna gidiyorlar. Bahar döneminin sonlarında ve yaz döneminin başlarında mahsul tarlada iken, eskiden kalana stok tüketildiğinden, bu insanlar, yüksek faizlerle borç para alıp tahıl ürünlerini yüksek fiyatlara satın almak zorunda kalıyorlar. Bu kesimin çektiği çile doğal olarak, başkalarının yardımına ihtiyaç duymayan toprak sahibi köylülerin çilesinden daha büyük, ama öte yandan, durumları yoksul köylülerin durumundan da daha iyi. Çünkü yoksul köylülerin tek karış toprağı yok, yıl boyu çalışıp harcadıkları emeğin karşılığında ancak mahsulün yarısını, hatta daha azını alabiliyorlar. Öte yandan, başkalarından kiraladıkları topraktan elde edilen mahsulün sadece yarısını, hatta daha azını alsa da küçük toprak sahipleri, tüm topraktan elde ettikleri ürünün tamamına sahip olabiliyorlar. Bu sebeple toprak sahibi yarı köylüler, toprak sahibi köylülere kıyasla daha devrimciler, ama aynı zamanda yoksul köylülere kıyasla daha az devrimciler.

Kiralanıp çalıştırılan yoksul köylüler, toprak ağalarınca sömürülüyorlar. Ekonomik durumlarına göre bu kesim de iki ayrı kategoride ele alınabilir. İlk kategoride az çok parası ve tarlası olanlar yer alıyor. Bu kategoriye giren köylüler, bir yıl boyunca harcadıkları emeğin sonucunda elde ettikleri ürünün yarısını kendi ellerinde tutuyorlar. Açığı kapatmak için yan ürünler yetiştiriyorlar, balık ve karides avına çıkıyorlar, domuz veya kümes hayvanları yetiştiriyorlar veya işgüçlerinin bir kısmını satıyorlar, böylelikle kıt kanaat geçinme imkânı buluyorlar, yıl boyunca onca güçlüğün ve fakirliğin üstesinden gelmeye çalışırken, gene de umutlarını diri tutuyorlar. Bu insanların hayatı toprak sahibi yarı köylülerin hayatından daha zor, ama yoksul köylü kategorisinin diğer alt kategorilerinde yer alanların hayatından daha iyi durumda. Bu kesim, toprak sahibi yarı köylülerden daha devrimci, ama yoksul köylülüğün diğer alt kategorisinden daha az devrimci.

Bu alt kategorideki insanların yeterince tarlası ve parası yok, gübreden mahrum, mahsulü düşük, kirayı ödedikten sonra ellerine çok az para kalıyor, işgüçlerini satmaya daha fazla ihtiyaç duyuyorlar. Zor zamanlarda akrabalarından ve arkadaşlarından yardım istiyorlar, birkaç gün idare etmek için bir avuç buğday ödünç almak zorunda kalıyorlar, borçları öküzlerin sırtındaki yük gibi arşa uzanıyor. Bu kesim, köylülük içerisinde durumu en kötü olan kesim. Bu anlamda, devrimci propagandaya da en çok onlar açık.

Öte yandan küçük zanaatkârlara “yarı proleter” denmesinin sebebi, basit üretim araçlarına sahip olup kendi işlerini yapıyor olsalar da bu insanların da çoğunlukla işgüçlerinin bir kısmını satmak zorunda kalmaları ve ekonomik açıdan yoksul köylülerle benzer bir durumda olmalarıdır. Bu insanlar işsizlik korkusu yaşıyorlar, yoksulluğun çilesini çekiyorlar, çünkü ailelerinin yükünü onlar sırtlıyorlar, yaşam maliyeti ile kazançları arasında oluşan mesafe onları vuruyor. Bu açıdan da küçük zanaatkârlar yoksul köylülere benziyorlar.

Tezgâhtarlarsa dükkân ve mağazalarda çalışan insanları ifade ediyor. Üç kuruşluk maaşlarıyla ailelerine destek olan bu insanların maaşlarına birkaç yılda bir zam yapılıyor, ama öte yandan fiyatlara her yıl zam geliyor. Bu insanlarla sohbet etme imkânı bulup onlara bir dokunursanız bin ah işiteceğinize emin olabilirsiniz. Kabaca yoksul köylüler ve küçük zanaatkârlarla aynı durumda olan tezgâhtarlar da devrimci propagandaya fazlasıyla açıklar. İşportacılar, ister bir direğe astıkları ürünleri satıyor olsunlar, isterse yol boyu kişileri durdurup ellerindeki malları satıyor olsunlar, genelde çok az para kazanıyorlar, yiyecek ve giyecek için yeterli parayı hiçbir şekilde bulamıyorlar. Bu insanların ekonomik durumları da yoksul köylülerin durumuna benziyor. Bu insanlar da mevcut gidişatı değiştirmek için devrime ihtiyaç duyuyorlar.

Proletarya

Modern sanayi proletaryasının sayısı iki milyonu buluyor. Bu büyük bir sayı değil, çünkü Çin, ekonomik açıdan geri kalmış bir ülke. Sanayide çalışan bu iki milyon işçinin büyük bir kısmı beş sektörde istihdam edilmiş: demiryolları, madencilik, deniz taşımacılığı, tekstil ve gemi inşaatı. Çoğu da yabancı kapitalistlerin elindeki işletmelerde köle gibi çalıştırılıyor. Sayıları çok olmamakla birlikte, sanayi proletaryası Çin’deki yeni üretici gücü ifade ediyor, bu sınıf, modern Çin’deki en ilerici sınıf ve devrimci hareket içerisinde öncü güç hâline gelmiş durumda.

Çin devriminde sanayi proletaryasının ne kadar önemli bir konuma sahip olduğunu son dört yıl içerisinde gemicilerin grevi[12], demiryolu grevi[13], Kaylan ve Tsiaotso kömür madenlerindeki grevler[14], Şamin grevi[15] ve Şangay ile Hongkong’da 30 Mayıs olayları sonrası yaşanan genel grevler[16] türünden grevler bize öğretiyor. Sanayi işçilerinin böylesi bir konuma sahip olmasının ilk sebebi, işçilerin belirli bir bölgeye yoğunlaşmış olması. Başka bir sektörde böylesi bir yoğunlaşma düzeyine rastlanmıyor. İkinci sebep, işçilerin ekonomik açıdan düşük seviyede olması. Tüm üretim araçlarından mahrum bırakılmış olan işçilere ellerinden başka bir şey kalmıyor, zenginleşme umudundan mahrum olan işçiler emperyalistlerin, savaş ağalarının ve burjuvazinin en acımasız muamelelerine maruz kalıyorlar. İşte tam da bu sebeple işçiler iyi birer savaşçı oluyorlar.

Şehirlerde gördüğümüz vasıfsız işçiler de dikkati hak ediyorlar. Bunlar genelde limanlarda işçi olarak çalışıyorlar veya çekçekçilik yapıyorlar, çöpleri taşıyorlar ve sokakları temizliyorlar. Ellerinden başka bir şeyi olmayan bu insanlar ekonomik açıdan sanayi işçileriyle benzer durumdalar ama dağınık hâldeler ve üretimde oynadıkları rol daha az önemli. Çin’de modern kapitalist çiftçilik faaliyetleri henüz çok az.

“Kır proletaryası” derken biz, yıl boyunca kiralanan çiftlik emekçilerini kastediyoruz. Bu insanların tarım aracı, tarlası ve parası yok, sadece işgüçlerini satarak geçiniyorlar. Tüm işçiler içerisinde en uzun süre bunlar çalışıyorlar, üstelik çalışma koşulları çok daha kötü ve iş güvenceleri yok. Köylerde en zor koşullarla bunlar yüzleşiyorlar. Köylü hareketi içerisinde sahip oldukları konum, yoksul köylülerin konumu kadar önemli.

Tüm bu sınıfsal kesimlerin yanında bir de sayıları epey fazla olan lümpen proletarya var. Bu kesim, toprağını yitirmiş köylülerden ve artık çalışamayan zanaatkârlardan oluşuyor. Lümpen proletarya, en tehlikeli hayatı yaşıyor. Ülkenin her yerinde bu insanlar kendi aralarında gizli cemaatler meydana getiriyorlar. İlk başta karşılıklı yardımlaşma amacını güden bu türden örgütler, zamanla politik ve ekonomik mücadele içerisine giriyorlar. Bu tür örgütlere Fukien’de ve Kvangtung’da faal olan Üçlü Birlik Derneği, Hunan, Hupe, Kveyçof ve Zeçuan’da faal olan Kardeşler Derneği, Anhvey, Honan ve Şantung’da faal olan Büyük Kılıç Derneği, Çihli’de ve kuzeydoğuda bulunan üç şehirde faal olan Rasyonel Hayat Derneği[17] ve Şangay gibi şehirlerde faal olan Yeşil Çete[18] örnek verilebilir. Çin’deki en ağır sorunlardan biri de bu insanlara nasıl yaklaşılacağı sorunudur. Cesur savaşçılar olmanın yanında, yıkıcılık eğilimi bulunan bu insanlar, gerekli yönlendirmeyle devrimci bir güç hâline gelebilirler.

Özetlersek; anlaşılacağı üzere, bizim düşmanlarımız, emperyalizmle birlik olan tüm savaş ağaları, bürokratlar, komprador sınıf, büyük toprak ağaları sınıfı ve onlarla bağlantılı olan gerici aydınlardır. Devrimimizin öncü gücü sanayi proletaryasıdır. En yakın dostlarımızsa tüm yarı proletarya ve küçük burjuvazidir.

Tereddütlü bir tutum sergileyen orta burjuvazi ve onun sağ kanadının düşmanımız, sol kanadınınsa dostumuz olma ihtimali mevcuttur. Bu konuda biz sürekli tetikte olmalı, onların bizim kitlemiz ve kadrolarımız içerisinde kafa karışıklığına yol açmalarına izin vermemeliyiz.

Mao Zedung
Mart 1926
Kaynak

Dipnotlar
[1] Kelimenin özgün anlamıyla “komprador” yabancılara ait bir ticari kuruluşta çalışan Çinli müdürü veya üst düzey Çinli çalışanı ifade eder. Kompradorlar yabancıların ekonomik çıkarlarına hizmet ediyorlar, emperyalizmle ve yabancı sermayeyle sıkı bağlara sahipler.

[2] Devletçiler, o dönem Çin’de sonradan ismini Çin Gençlik Partisi olarak değiştiren Devletçi Gençlik Birliği’ni oluşturan bir avuç utanmak nedir bilmez faşist siyasetçiyi ifade ediyordu. Bu insanlar karşı-devrimcilikle ilgili kariyerlerini Komünist Partisi’yle ve Sovyetler Birliği ile mücadeleleri dâhilinde oluşturdular. Bu hizmetleri karşılığında iktidardaki gericilerden ve emperyalistlerden yardım aldılar.

[3] Ulusal burjuvazinin rolü ile ilgili olarak sonrasında yürütülen bir tartışma için bkz.: “The Chinese Revolution and the Chinese Communist Party”, 2. Bölüm, 4. Kısım, Selected Works of Mao Tse-tung, Cilt II.

[4] Çen Pao, kuzeydeki savaş ağalarının idaresine destek olan Kurucu Hükümet Çalışmaları Derneği isimli politik örgütün yayın organıdır.

[5] Tai Çitao Kuomintang’a gençken katıldı, bir süre Çan Kay Şek’in borsa spekülasyonları ile ilgili çalışmalarına ortak oldu. Sun Yat Sen 1925’te ölünce anti-komünist ajitasyon çalışmaları yürüttü ve 1927’de Çan Kay Şek karşı-devrimci darbesi için gerekli ideolojik zemini hazırladı. Uzun yıllar boyunca karşı-devrimci faaliyetler dâhilinde Çan Kay Şek’e uşaklık eden Tai Çitao Çan Kay Şek rejiminin aniden yıkılması sonrası ümitsizliğe kapılarak, Şubat 1949’da intihar etti.

[6] 1923’de Sun Yat Sen, Çin Komünist Partisi’nin yardımıyla, Kuomintang’ın yeniden örgütlenmesine, partinin ÇKP ile işbirliğine girmesine ve partiye ÇKP üyelerinin kabul edilmesine karar verdi. Ocak 1924’te Sun Yat Sen Kanton’da Kuomintang’ın ilk Ulusal Kongresi’ni düzenledi ve burada üç büyük politikasını dillendirdi: Rusya ile ittifak, ÇKP ile işbirliği, işçi ve köylülere yardım. Mao Zedung, Li Taçao, Çin Poçu, Çu Çiyupayi ve diğer yoldaşlar kongreye katıldılar ve Kuomintang’ın devrim yoluna sokulması noktasına önemli katkılar sundular. Bu yoldaşlardan bazıları başka isimlerle birlikte Kuomintang’ın Merkezî Yürütme Komitesi’ne seçildiler.

[7] “Mülk sahibi köylüler” derken Mao orta köylülüğü kastediyor.

[8] Mareşal Çao, Taoizmde ve Çin kültüründe Zenginlik Tanrısı olarak kabul edilen Çao Kungming’i ifade ediyor.

[9] 30 Mayıs Hareketi, 30 Mayıs 1925 günü Şangay’da İngiliz polisinin Çin halkını katletmesi üzerine ülke genelinde açığa çıkan anti-emperyalist hareketi ifade ediyor. 1925 yılının Mayıs ayının başlarında Tsingtao ve Şangay’daki Japonların sahip olduğu tekstil fabrikalarında büyük grevler patlak veriyor. Japon emperyalistleri ve onlara uşaklık eden Kuzeyli savaş ağaları bu grevleri bastırıyor. 15 Mayıs günü Şangay’daki Japon fabrika sahipleri işçilere ateş açıyor, Ku Çenghung isimli bir işçi ölüyor, onlarca işçi yaralanıyor. 28 Mayıs günü sekiz işçi Tsingtao’daki gerici hükümet tarafından katlediliyor. 30 Mayıs günü Şangay’da iki binden fazla öğrenci işçilere destek sunmak, yabancılara verilen tavizleri protesto etmek için eylem gerçekleştiriyor. On bin kişi İngilizlerin elindeki karakola yürüyor. Burada halk “Kahrolsun Emperyalizm” ve “Çin Halkı Birleş” sloganları atıyor. İngiliz polisi kitleye ateş açıyor, birçok öğrenci ölüyor veya yaralanıyor. Bu olay tarihe 30 Mayıs Katliamı’ olarak geçiyor. Katliamdan hemen sonra ülke genelinde büyük gösterilerin, işçi grevlerinin, öğrenci grevlerinin fitili ateşleniyor. Her yerde dükkânlar ve mağazalar kepenk indiriyorlar. Böylelikle ülke genelinde muazzam bir anti-emperyalist hareket oluşuyor.

[10] “Toprak sahibi yarı köylülerin büyük kısmı” ifadesinde Mao, bazen kendi toprağında bazen de başkalarının toprağında kiralık işçi olarak çalışan yoksul köylülere atıfta bulunuyor.

[11] Eski Çin’de tezgâhtarlar farklı katmanlardan oluşuyordu. Burada Mao en büyük katmandan bahsediyor. Bir de proleterden daha kötü durumda olan alt katman var.

[12] Gemiciler grevi 1922’de Hongkong’daki gemiciler ve Yangtse Nehri’nde çalışan gemilerin tayfaları tarafından gerçekleştirildi. Hongkonglu gemiciler sekiz hafta iş bıraktılar. Acılarla dolu ve kanlı bir mücadelenin ardından İngilizler ücretleri artırmak, tutuklanan işçileri serbest bırakmak, öldürülen işçilerin ailelerine tazminat ödemek ve Gemiciler Sendikası’nın kurulmasına izin vermek zorunda kaldılar. Yangtse’deki gemilerde çalışan tayfalar bir sonra greve çıktı, iki hafta süren mücadelenin ardından onlar da zafere ulaştılar.

[13] 1921’de kurulduktan kısa bir süre sonra Çin Komünist Partisi demiryolu işçilerini örgütledi. 1922 ve 1923’te gerçekleşen grevler tüm ana hatlarda parti liderliği altında yürütüldü. En bilineni, Pekin-Hankov Demiryolu’nda 4 Şubat 1923 günü başlayan genel grevdi. Bu mücadele esasen genel sendikanın örgütlenme hakkının elde edilmesi için verildi. 7 Şubat günü Kuzeli savaş ağaları Vu Peyfu ve Hsiao Yaonan İngiliz emperyalizminin desteğiyle, grevci işçileri katletti. Bu olay tarihe 7 Şubat Katliamı olarak geçti.

[14] Kaylan Kömür Madenleri, Hopei şehrindeki birbirine bitişik Kayping ve Luançov kömür sahalarına verilen addır. Bu bölgede çalışan işçilerin sayısı elli bini geçmektedir. 1900 yılında Yi Ho Tuan Hareketi’nin açığa çıktığı dönemde İngilizler Kayping madenlerini ele geçirdiler. Sonrasında Çinliler Luançov Kömür Madenciliği Şirketi’ni kurdular, şirket sonrasında Kaylan Madencilik İdaresi ile birleşti. Böylelikle her iki kömür sahası İngiliz emperyalizminin kontrolüne girdi. Kaylan grevi Ekim 1922’de gerçekleşti. Honan eyaletinde bulunan Tsiaotso Kömür Madenleri de Çin’de herkesin bildiği maden ocağıydı. Buradaki grevse 1 Temmuz’da başlayıp 9 Ağustos 1925 günü sona erdi.

[15] Kanton şehrinde bir bölgenin adı olan Şamin İngiliz emperyalizmine kiralandı. Temmuz 1924’te bölgeyi yöneten İngiliz emperyalistleri polis için yeni bir yönetmelik hazırladı ve tüm Çinlilerin bölgeye girerken ve bölgeyi terk ederken polise fotoğraf gösterme zorunluluğu getirdi. Bu işlemde yabancılar muaf tutuldu. 15 Temmuz günü Şamin’deki işçiler bu saçma tedbiri protesto etmek için greve çıktılar. Bunun sonucunda İngilizler aldıkları kararı iptal etmek zorunda kaldılar.

[16] Şangay’da meydana gelen 30 Mayıs olayı ardından Şangay’da 1 Haziran 1925’te genel grev süreci başladı. Grev kararı Hongkong’da 19 Haziran günü uygulamaya konuldu. Şangay’daki greve iki yüz binden fazla, Hongkong’daki greve iki yüz elli bin civarında işçi katıldı. Ülke genelinde halkın desteğini arkasına alan büyük Hongkong grevi on altı ay sürdü. Bu, dünya işçi hareketinin tarihinde tanık olunmuş en uzun grevdi.

[17] Çihli, Hopei eyaletinin eski adıdır.

[18] Üçlü Birlik Derneği, Kardeşler Derneği, Büyük Kılıç Derneği, Rasyonel Hayat Derneği ve Yeşil Çete ilkel gizli örgütlerdi. Üyeleri genelde iflas etmiş köylülerden, işsiz zanaatkârlardan ve lümpen proleterlerden oluşuyordu. Feodal Çin’de bu unsurlar çoğunlukla aynı din veya inanç etrafında birleşir, başta bir liderin olduğu örgütler meydana getirirlerdi. Farklı isimler alan bu örgütler bazen ele silâh da alırlardı. Bu örgütler üzerinden lümpen proleterler toplumsal ve ekonomik düzeyde birbirlerine yardım etmeye çalışıyor, bazen de kendilerini ezen bürokratlarla ve toprak ağalarıyla mücadele ediyorlardı. Elbette bu türden gerici örgütlerin köylülere ve zanaatkârlara bir yol önermeleri mümkün değildi. Ayrıca bu tür örgütler, toprak ağaları ve yerelliklerdeki nüfuzlu kişiler tarafından kolaylıkla kontrol altına alınabiliyordu. Onlardaki gerçeği görmeyen yıkıcılık ve kontrol edilme ihtimali bu örgütleri gerici bir güce dönüştürüyordu. 1927’deki karşı-devrimci darbesi esnasında Çan Kay Şek emekçi halkın birliğini bozmak ve devrimi yok etmek için bu tür unsurları kullandı. Modern sanayi proletaryasının sahneye çıkıp gücüne güç katmasıyla köylüler işçi sınıfının liderliği altında, zaman içerisinde tümüyle yeni tipte örgütler kurdular, dolayısıyla bu türden ilkel ve gerici dernekler tüm varlık gerekçelerini yitirdiler.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: