Türkiye Öncüsünü Arıyor

İşçiler her seferinde tek eylemlilik halinde olan sınıf olduklarını grevleri ve protestoları ile gösteriyorlar. Ülkenin dört bir yanında gericilik çeşitli meslek gruplarını hedef alıyor, yaşam tarzlarına saygı yok, ucuz işgücü olmaktan başka bir kaderi olmayan gençlik her yerde. İşçi sınıfının kendi başına yaptığı eylemler yetmez. Hiçbir zaman yetmedi. Bir de işçi sınıfına öncülük eden tek mesleği devrimcilik olan kadroların proletarya partisini oluşturabilmesi, bir çok farklı çelişkiyi bu partinin programında incelenebilir hale getirebilmesi gerekir.

İşçilerin, köylülerin, gençlerin, kadınların, küçük burjuva sağlık-eğitim-hukuk emekçilerinin tüm sorunlarını inceleyen, bu sorunlara çözümler getiren, bu çözümlerini ulusal politikanın içindeki çelişkilerle birlikte bağımsızlık ve demokrasi yolunda ilerleme rotası olarak kullanan, kullanırken çelik disiplinli, çelik kadrolardan oluşan partinin etrafını kitlelerle örme, asla yalnız kalmama stratejisini güden; gücünü emekçilerden alan siyasetin inşası olmadan hiçbir gerçek kurtuluş yok ve olamaz.

Türkiye’nin uzun ve kısa vadede sorunlarının çözümü emekçilerin gerçek, ilkesel, eğitimli ve disiplinli birliğinin yaratılmasından geçer. Ancak böyle olduğunda gerçekten halka hizmet eden ulusal bir ekonominin inşası yolunda somut adımlar atılabilir ve sorunlar erimeye başlar.

Eğer gerçek bir demokrasiyi inşa etmek istiyorsak bu demokrasiyi halkın, emekçilerin içinde çileler çekerek tırnaklarımızla kazımak zorundayız. Çünkü en demokratik şey, nüfusun büyük bir bölümü olan işçilere, köylülere, emekçilere hizmet eden bir ekonomi, sosyal düzen ve hayat felsefesini inşa etmek yolunda hareket etmektir.

İşçi sınıfının, öğrenci ve çalışan gençliğin, kadınların, köylülerin, şiddet mağduru olma tehlikesi altında olan sağlık ve eğitim emekçilerinin, halkın davalarını savunan, üstlenen hukukçuların büyük insanlık ve sosyal kurtuluş davasına motive edilmeleri esasında sosyalizme ve bağımsız bir Türkiye’ye; emekçilerin Türkiye’sine ikna edilmeleri ama aynı zamanda bu Türkiye’nin inşası için politikleştirilmeleri demektir.

Şimdi her zaman olduğundan daha fazla çalışmanın, her zaman olduğundan daha fazla halka ve vatana hizmet etmek için yazmanın, yaratmanın ve yapmanın zamanı. Dünyanın içine girdiği krizin getirdiği bunalıma ve o bunalımın ülkedeki yansımalarının kötü etkilerine kapılmaksızın tarihsel görevlerin başına geçmenin; tüm emekçileri birleştirmek, eğitmek, onları öğretmek kadar onlardan öğrenmenin de zamanı.

Şimdi susmanın, kaçmanın, korkmanın, sinmenin, gizlenmenin değil; emekle var olanların yanında durmanın ve emeğin Türkiye’sini kurmanın zamanı.

Şimdi halkın içindeki özveriyi diriltmenin, edinilen tüm bilgiyi halk için sanatta, söylevde, politik eylem ve tavırda sergilemenin, öncüleşmenin, halk kitlelerinin sevgi ve güvenini kazanmanın, bunun tek bir kırıntısını dahi kaybettirmeye çalışanlarla ise amansız bir mücadelenin zamanı.

Emre Kabartaş

8.07.2022

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: