DÜNYA İŞÇİLERİNİN “GENERALİ” ENGELS’İ TANIYALIM

Zengin bir fabrikatörün oğlu olarak doğdu.
Fakat bu zengin ve şaaşalı hayatı bir yana bırakıp kendisini işçi sınıfının kurtuluşu davasına adadı.


Sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya için kendisini adayan bir başka dava adamı Karl Marks’ın en yakın yoldaşı oldu.
Tüm gücüyle içinden geldiği burjuva sınıfa karşı savaştı.


Hem işçi sınıfının dünya görüşünün geliştirilmesi için gecesini gündüzüne katan bir düşünür, hem de bizzat işçi sınıfının mücadelesinde ön saflarda savaşan bir devrimciydi.


Bu özelikleriyle uluslararası işçi sınıfı hareketinin öncüleri ona “General” diyorlardı. O işçi sınıfı mücadelesindeki yeri ve öncülüğüyle bu sıfatı fazlasıyla hak etti.
Yaşadığı çağda onu tanıyan işçilerin kahramanı, yoldaşı, önderiydi. İçinden gelip savaş açtığı burjuvazinin de bitmek bilmeyen düşmanlığını kazandı.
Dünyanın bütün işçileri olarak Engels’e çok şey borçluyuz.


İnsanlığın tarihsel evrimini, yaşadığımız çağı, maruz kaldığımız sömürüyü, bu sömürü düzeninden kurtuluş yolunu öğrenmek için Engels’i ve eserlerini tanıyalım arkadaşlar.
5 Ağustos 1895 tarihinde hayata gözlerini yuman Engels’i saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz.


ENGELS’TEN BİR KAÇ PASAJ:

“… Aranızda, koşullarınız hakkında bir şeyler öğrenecek kadar uzunca bir süre yaşadım; koşulları öğrenmek için çok ciddi bir çaba harcadım: elime geçirebildiğim resmi ve gayrı-resmi çeşitli belgeleri inceledim –bunlarla yetinmedim; konuma ilişkin soyut bilgilerden daha fazlasını istedim; sizi kendi evlerinizde görmek, gündelik yaşamınızda gözlemlemek, koşullarınız, yakınılarınız üzerine sizinle söyleşmek, sizi ezenlerin toplumsal ve siyasal gücüne karşı verdiğiniz savaşıma tanık olmak istedim. Öyle de yaptım: Şirketten, ziyafetlerden, orta-sınıfın porto şarabından ve şampanyasından vazgeçtim; boş zamanlarımın, neredeyse tamamını sade emekçilerle ilişkiye adadım. Böyle yaptığım için hem mutluyum, hem gururluyum. Mutluyum, çünkü öyle yaptığım için, yaşamın gerçeklerine ilişkin bilgiler derlediğim çok hoş saatler geçirdim – öyle yapmasaydım o saatler, protokol konuşmalarıyla ve moda konular üzerinde çene çalmakla boşa gidecekti; gururluyum çünkü bütün hatalarına ve bütün dezavantajlı durumlarına karşın, yine de İngiliz para-babaları dışındaki herkesin saygısını kazanan insanların suçlanan ve ezilen sınıfına hakkını teslim etme fırsatını elde ettim; gururluyum”


“Sefaleti kendi deneyiminden tanıyan bir işçi için, karısı ve çocuğu ile buna karşı durmak, açlığı ve yoksulluğu aylar boyunca çekmek ve bu arada sağlam ve sarsılmadan kalmak, gerçekten ufak tefek bir iş değildir. Bir Fransız devrimcisini bekleyen ölüm veya kürek cezası, İngiliz işçisinin mülk sahibi sınıfın boyunduruğuna girmeyi tercih ettikten sonra yavaştan açlıktan ölmesi karşısında, açlık çeken ailenin gündelik manzarası karşısında nedir ki? … Bir burjuvayı dize getirmek için bu kadarına katlanan kişiler, tüm burjuvazinin iktidarını devirmeye de muktedir olacaklardır.”


“İşçiler giderek, mücadele içinde, burjuvazinin iktidarını devirmek için grevler ve İşçi Birliklerinden daha fazlasının gerekli olduğu bilincine varırlar. Ekonomik mücadele er ya da geç, işçilere sosyalizmden başka bir çıkış yolu olmadığını öğreten politik bir eyleme dönüşmek zorundadır. Sınıf mücadelesinin keskinleşmesiyle, proletarya yavaş yavaş daha yüksek bir örgütlenme biçiminin, bağımsız siyasal bir partinin zorunluluğunu duyar.”

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: