Küçük Burjuva Karakteristiği ve Dönekliğin Diyalektiği

Küçük burjuva için hiç şüphesiz en önemli şey meteliktir. Yani para ve onun etrafında dönen ilişkiler yumağında elde ettiği statü, kazanç ve birey olma halinin getirdiği eşsiz, biricik olma durumunu sağlayan her şey.

Küçük burjuva, kariyer peşinde koşan ve tüm hayat vizyonunu kendi maddi gelişim çeperine göre belirleyen oldukça çıkarcı bir sınıf olarak hayatın içinde görünür. Yani onu meteliksiz tanımlamaya kalksak boş bir levhadan başka bir şey de bulamayız. Çünkü hayatının gelişimi buna endekslenmiştir, kurulu bir makine gibi bunun için yaşayarak kendini bir tanıma ulaştırır durur.

Küçük burjuva, kendini eşsiz görme kuruntusunda olan bir sınıftır.O, herkesin içinde en farklı ve özel durmak, tüm takdir ve konforu kendinde istemek ve bu nedenle de hiçbir zaman proleterin ya da mücadele edenin konumuna düşmek istemeyen, yeri geldiğinde ona bir tekmeyi de bizzat kendisi adına vurmaktan da kaçınmayan bir sınıftır. O daha iyi bir dünyanın ya da yaşamın emekçiler için kurulmasını emekçilere layık görmez. Üstünlük histerisine ve umarsızlığına ideolojik kılıflar bulmada üstüne yoktur.

Bu yüzden küçük burjuva bir bireyde psikolojik anlamda narsist dürtüler ya da dış kaynaklı narsist uyaranlar başat rol üstlenir. Küçük burjuva sınıfı üreten yahut gaddar halde ihanetçi bir yapıda tutan başat duygu özel olma isteği ve üstünlüğü sürdürme adına yürütülen maddi ve manevi çabadır.

Devrimci saflara geçtiğinde küçük burjuva, babasını kesecek kadar ileriye giden bir radikalliği yahut aceleciliği kontrolden çıktığında uygulayabilir ki Anarşizm, narodnizm gibi deneyimlerin hemen hepsi bunların örnekleri ile doludur. Ya da bunun tam tersi olarak düzen içinde yer edinme odaklı sağ sapmacı kariyerizme kayması en muhtemel kişi olarak karşımıza çıkar.

Lenin ekomomistin komşusu teroristtir diye boşuna dememiştir.

Faşizm de onun güleryüzlü hali olan kapitalizm de küçük burjuazinin ikircikliğinde bulur kitle temelini. Çünkü küçük burjuva arada kalmış bir sınıftır. Kapitalistler ile işçiler arasında çeşitli katmanlara bölünmüştür. Diyalektiğin kavrayış olarak getirisi olarak gitgelleri olan mücadelede küçük burjuva her zaman taraflar arasında gider veya gelir.

Örnek olarak sınıf mücadelesi 1960 ve 71 arasında kuvvetliyken ülke solu egemen sınıf arasından ve küçük burjuvazi içinden bir çok aydını ödünç aldı. 1980 ve 91’den sonra ise bu kişiler tek tek neoliberalizmin saflarına döndüler ve Marksizm’e hücum eden burjuva aydınlardan oldular. Kimi sağa kimi sola tezgah açtı ama en nihayetinde küçük burjuva olma nitelikleriyle Marksizm’in ne kadar totaliter ve zararlı bir şey olduğunu egemem sınıf ve emperyalizmin önünde maddi getiri ve fonlar eşliğinde dalkavukluk ede ede anlattılar.

Dönek, kendini önemsizleştiren kişidir. Artık döneğin döndükten sonra bir ağırlığı, belirleyiciliği kalmaz. O bir süre sonra komut ile çalışandır. İhanetin getirileri ile hayatta kalan bir devşirme olmuştur. Küçük burjuvazinin kendi içinde bir boşluğu hissettiğini söylemiştik. Devrimci saflardan emperyalizmin saflarına kaçan dönekler de esasında devrimci durumlarında edindikleri kimliklerinden yerler.

Gorbaçov tanınmış bir dönekti. Çok sevildi, batı tarafından geçtiğimiz günlerde çok rahmetle anıldı. 1980’lerin ortalarından sonra Gorbaçovculuk da vardı, liberal çıkışlara sıçrama basamağı oldu. Gorbaçov özel olarak başka döneklerin de oluşmasına neden olacak batı güdümlü açılımlar yaptı. Özellikle Alman derneklerinin liberalizm adına solcuları devşirmeye başladığı yıllar Gorbaçovculuğun moda olmaya başladığı yıllardı. İkisi birbirinden kopuk değil elbet, bilakis bütünün parçaları. Gorbaçov geçtiğimiz saatlerde Rusya bayrağı ile bir köpekmiş gibi doğumuna neden olduğu kapitalist Rusya tarafından resmi tören yapılmaksızın defnedildi. Döneğin bay sıfırlığı böyledir işte. Döndüğü taraf için bilgisiyle, donanımıyla sadece bir uşaktır.

Maksim Gorki küçük burjuva ideolojisinin eleştirisi eserinde Gorbaçov’u yaratan küçük burjuvaların hal ve tutumlarını okuyuculara aktarıyor ve sosyalizmin kendi iç mücadelesinde de çelişmelere işaret ediyor.

Sosyalizmden önce anlayış farklılıklarında türlü mücadelelerin olduğunu günlük hayatta dahi yaşarken sosyalizmden sonra da mücadelenin sürdüğü, sınıf karakterlerinin birden bire solup gitmediğini tarih ve edebiyat proleter devrimciye ısrarla anlatıyor.

Balkanların gördüğü en namuslu devrimcilerden olan Dmitrov, Nazilere karşı mahkemede savunma yaparken şöyle söylüyordu:

“Ben kendimi, suçlu bir komünisti savunuyorum. Siyasi onurumu, devrimci olarak onurumu savunuyorum. Komünist ideolojimi, ideallerimi savunuyorum. Tüm hayatımın içeriğini ve önemini savunuyorum.” ( Leipzig 1933 Duruşmaları )

Komünizmi, komünistliğini namusu gibi koruyan Dmitrov belki Nazilerin, Bulgar egemen sınıflarının baş düşmanıydı, başka bir anda başka bir şekilde yakalansa kafası kazığa geçirilsin istenenlerden olacaktı ama o korkmadan, yılmadan, yorulmadan halkı ve vatanı için yaşayan örnek bir devrimci olarak tüm dünya proletaryasına yol gösterenlerden oldu. Önemi ve ağırlığını bir şeref meselesine dönüştürerek dünya ve Bulgar proletaryası adına dönekliği değil direnmeyi seçti.

Küçük burjuvalar darkafalı bakış açıları ve çıkar odaklı “hayatta kalma bilimlerine” dayalı yaşamları ile atar, tutar, asar ve keserler. Onlar için hayatta insanı değerli kılan yegane şey meteliktir ki kadın yahut erkek olsun küçük burjuva düşünme tarzını yaşam felsefesi haline getiren her bir bireyde kurulu bir saat yahut bir algoritma gibi benlik olgusu anlara ve günü kurtarmaya odaklıdır.

Dönek, faşist, sol ya da sağ sapmacı olduğunda küçük burjuvazinin misyon ve kuruntularının hemen hepsi kendisi ve kendiliği ile ilgilidir. Onun bireyliği, liderliği, mülkü, yurdu, dini, cinsiyeti, cinselliği, kimliği diye başlayan hikayelerin hepsi aynı yerden başlar ve benzer istikametlere gider.

Kendiliğindenci eğilimler en çok küçük burjuvanın gönlünü hoş tutar. Çünkü kapitalizmin sonsuz bir sömürü çemberi içinde devrimsiz ehlileştirilebileceği ütopyası da onun hayal dünyasını okşar.

O devrimci durumun güçlü olmadığı her durumda egemen sınıfa benzemeye uğraşır. Devrimci durumun başarısınsan sonra ise emperyalizmin içteki yansıması olmaya soyunur. Geri gelmesi istenen kapitalist düzenin revizyonist aktörü kesilir.

Dönekliğin, dönmenin, geriye dönüş yahut zenginliği kendinde toplama istencinin eğilimleri kapitalist sistemin zihni olarak taşıyıcısı olan bu sınıftan kaynaklanır ve ona karşı mücadelenin titizlikle kitleler önünde sürdürülmesi oldukça öğretici olacaktır.

-Emre Kabartaş

04.09.2022

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: