İzmir’in Kurtuluşunu Kutlamak Devrimciliğe Ters Mi?

Evet çok ilginç bir soru farkındayım. Ama son zamanlarda Alman STK’larından fon alan, sivil görünümlü bir beşinci kol yapılanması bunun şehrin Rumsuzlaşması olduğunu iddia eden beyanlarda bulunuyorlar.

Çok ilginç bir Kurtuluş Savaşı inkarcılığı bu. O zaman Ankara önlerine kadar İngiliz silahları ile gelen Yunan Krallığı askerlerinin misyonu neydi? İzmir’deki Rum ahali bu ordu İzmir’e ABD donanması korumasında çıkartma yaptığında neden “Zito Venizelos” sloganları attı? Yani ‘yaşa venizelos’ diyorlardı ve onlarca yıllık Türk komşularını küçük düşürecek şekilde Türk bayraklarını İzmir’den indiriyor karşı çıkanları ise coşkuyla Yunan Krallığı askerlerinin süngülemesini izliyorlardı. Kahraman Türk Subayı Süleyman Fethi Bey Zito Venizelos demeyip vücudunun yüzlerce yerinden süngülenenlerden birisiydi. Gerici Yunan Krallığı askerleri İzmirde daha ilk kurşunu yedikleri gibi katliama başladılar. Hasan Tahsin de benzer bir akıbete uğradı. Onun da naaşını akbaba gibi parçaladıkları söylenir.

Rumların onlarca yıllık komşuları dedim. Bir çok kişi burada yadırgamış olmalı. Ama bir çok insan adalar üzerinden Rumların 1800’lerin başından itibaren İzmir’e göç ettiklerini bilmez ve İzmir’in seyrek bir Rum nufusuna yüzyıllarca sahip olan bir Aydınoğlu-Türk şehri olduğunu ıskalar. Gerçekten de böyledir. Şehirdeki son kuvvetli hristiyan grup olan Haçlı Şövalyeleri Ankara savaşından sonraki süreçte Timur tarafından Kadifekale’nin fethiyle şehirden atılır. Yani şehir 1800’lerin başına kadar %90 denebilecek bir yoğunlukla Müslüman Türklerin şehri olmuştur. Biliyorsunuz Osmanlı gayrımüslim görünce onu konvert etme yani dini değiştirme çabasına girmeyen bir devlet olmuştur. Çünkü İslam hukukuna göre cizye adı altında hristiyanlardan daha yüksek vergi alabilme hakkı vardır. Hal böyle olunca İzmir gibi kozmopolit bir şehirde Rum haneden alınan vergi kayıtları doğrultusunda kısa sonuç İzmir’de Rumların bir döneme kadar oldukça azınlık olduklarıdır.

İzmir’in Osmanlı öncesi tarihini bilenler Aydınoğlu beyliğini ve bu beyliğin İzmir ve Ege Denizine doğru genişleme politikasını, yerel Bizans unsurları ile mücadelelerini de az çok bilir. Rum nüfusu adalara, Yunanistan içlerine iten tarihsel dönemeci atlayanlar ise Anadolu’nun demografi tarihini çarpıtanları kolaylıkla hakim algı nedeniyle haklı bulabilir.

Bu kadar tarih bilgisinden sonra gelelim günümüze. 9 Eylül’de Tarkan İzmir’de coşkulu bir konser verdi. İzmir’in kurtuluşu halk tarafından coşkuyla kutlandı. Üstelik bunun şovenizm ve milliyetçilikle yani başkanbir milleti küçük düşürmeyle zerre ilgisi yoktu.

Halk, İngiliz Emperyalizminin uzantısı olan ferici Yunan krallığının mezaliminden kurtuluşunu kutladı. İzmir’deki Rumların ise zaten gidişleri İzmir’in kurtuluşu ile değil mübadele ile olmuştu.

Mesela benim ailemin bir kısmı Selanik’ten gelmiş. Yerel Rumlar Yunanistan’a, 500 yıldır orada olan Türk ve Müslümanlar ise Türkiye’ye gelmişler. Şimdi Selanik’in Türksüzleştirilmesini bir ajitasyon konusu haline getirmeye gerek var mıdır? Herhalde bunu en zorlama milliyetçiler yaparlar.

Ne yazık ki Alin Ozinian adlı bir kadın Ermeni milliyetçiliği yaparken yanına Rum milliyetçiliğini de serpiştirip şehrin Rumsuzlaştırıldığını iddia etmiş. Devrimcilerin İzmir’in kurtuluşunu kutlayamayacaklarını beyan etmiş. Kendisi Avrupa Birliği emperyalizminin derneklerinden fon alırken devrim hamallığı yaptığı için savaşta dişiyle tırnağıyla mücadele etmiş Türk köylüsünün işçisinin nerede durup duramayacağını tayin edebileceğini sanıyor olmalı.

Ne yazık ki sol, sosyalizm, demokrasi adına bu gibi yabancı menşeli derneklerden para alan insanların etkisine kendilerini açan, gerçeklere küskün, bu gibilerin yaydığı saçmalıklara kendilerini kaptırıp kaybolan çok arkadaşımız var.

Kurtuluş savaşının tüm safhalarında Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının rolü olduğu gibi işçi ve köylülerin, kadınların da rolü var. Yok olmak üzere olan bir ulusun tarihte ilk defa batılı emperyalist güçlerin gerici saldırılarını püskürtmesi Kurtuluş Savaşıyla mümkün olabildi.

Rum ve Ermeni komprador burjuvazinsin etkisine girip Anadolu’da İtilafçıların emriyle kan döken milliyetçi mezalim yenildi ve bir daha asla bu imkana sahip olamayacak.

Tüm bunların yanında Yunan Kralı Venizelos bile kendi yenilgisinin sonucunda aklı başına dank edip de Mustafa Kemal’e övgüler yağdırdı daha sonraki süreçte. Türk Yunan dostluğu adına çeşitli diplomatik jestler yaptı.

Bugün Türkiye ve Yunanistan Ege Adaları, Doğu Akdeniz gibi meseleler yüzünden karşı karşıya geliyorlar. Bunun da arkasında Yunan devletini adeta işgal eden ABD var. Aynı zamanda Yunan ekonomisini elinde tutan Avrupa Birliği var. ABD, Yunanistan’ı askeri üs bölgesine dönüştürmüş durunda.

Yunan Burjuvazisi tamamen ABD/NATO/Ab cihazı olmuşken başka bir kardeş Yunanistan da var. O Yunanistan işçi ve köylülerin Yunanistan’ı. Her ay, her hafta ABD üslerini somut protestolar ile karşılayan, savaşa karşı grevler yapan, askeri araçların üzerine “Defol Nato!” yazan emekçilerin Yunanistan’ı. Bizim de daha yoğun örnek almamız, daha somut bağlar kurmamız gereken bir Emekçi Yunanistan…

Emeğin Yunanistan’ı gözlerini hiçbir zaman İzmir’e dikmeyecek. Ama bugünkü Yunanistan illa ki büyük güçlerin yeniden askeri temsilcisi olarak kendini önemli bir bölgesel guç yapmak isteyecektir.

Tarih sınıfların mücadekesinin tarihidir. Emperyalizme karşı savaşırken de sınıf mücadelesi vardır. Bizim mücadelemiz saltanatı yıktı, emekçi kadını özgürleştirdi, köylüye eğitim imkanı verdi. Bugün ABD ve AB’ye karşı Yunan İşçi sınıfının en bilinçli kanadıyla ortak mücadele vermek ikinci kurtuluş savaşının parçası ama aynı zamanda bağımsız Türkiye ve Yunanistan’ın tek varlık ve kardeşlik koşuludur.

Bağımsızlık, devrim ve demokrasi birbirine kopmaz bağlarla bağlıdır. Yunan milliyetçilerinin kanlı saldırılarının kökünü kazımış olmak Emekçi Yunanistan ile kardeş olmaya engel değildir. Bilakis onların da Yunanistan’da gericiliğe ve faşizme karşı mücadelelerinde bu bilinçle hareket eden bir Türk devrimciliğine güvenle dayanabilmeleri tarihi ilerletecek hadiseleri olağanca hızla getirebilecektir.

Emre Kabartaş

10.09.2022

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: