Şefik Hüsnü Değmer’in Hayatı ve Mücadelesi

“Teşkilat meselesi, sınıf meselesinin ruhudur.”

-Şefik Hüsnü Değmer

Şefik Hüsnü Değmer, 1887 yılında Selanik’de doğdu. Paris Sorbonne Üniversitesi’nde fen ve tıp alanlarında öğrenim gördü. Daha sonra I. Dünya Savaşı, Balkan Savaşı ile Çanakkale Savaşı’na katıldı. 10 Eylül 1920 tarihinde de Türkiye Komünist Partisi’nin merkez komite üyeliğine getirildi.

Şefik Hüsnü Değmer, 1887 yılında Selanik’de doğdu. Paris Sorbonne Üniversitesi’nde fen ve tıp alanlarında öğrenim gördü. Bu dönemde Jön Türkler grubu ile yakın faaliyetlerde bulundu. Daha sonra I. Dünya Savaşı, Balkan Savaşı ile Çanakkale Savaşı’na katıldı. 23 Eylül 1919 tarihinde de Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası’nın (TİÇSF) genel sekreterliğine seçildi. 10 Eylül 1920’de de Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) Bakü’de toplanan kongresinde merkez komite üyeliğine getirildi. 1925 yılında da TKP’nin genel sekreteri oldu. Bunun yanında partinin yayın organı olan Aydınlık dergisinde de yazılar yazdı. 

1926 yılında Viyana’da konferans düzenleyen Değmer, yurda dönüşünün ardından yakalanarak tutuklandı. Cezaevinde Komünist Enternasyonal’in İcra Komitesi’ne seçildi. 1929’da tahliye olduktan sonra da yeniden yurtdışına çıkarak Almanya’ya gitti. Burada Batı Avrupa bürosunun yöneticiliğini yaptı. 27 Şubat 1933’te de Naziler tarafından düzenlendiği düşünülen Reichstag yangını provokasyonu sırasında Georgi Dimitrov ve bazı Komintern üyeleriyle birlikte tutuklandı. 1939 yılında da Türkiye’ye dönmesine izin verildi. Daha sonra Türkiye Sosyalist Emekçi Köylü Partisi’nin kuruluşuna katıldı. 1951 senesinde de yeniden tutuklandı. 65 yaşını bitirmiş olduğu gerekçesiyle cezası 4 yıl 2 ay ağır hapis, 1 yıl 4 ay 20 gün müddetle sürgün cezasına çevrildi. Şefik Hüsnü Değmer, 8 Nisan 1959 tarihinde sürgünde bulunduğu Manisa’da hayatını kaybetti.

Şefik Hüsnü Değmer, 1919-1925 yılları arasında, Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası önderi olarak, yarı-legal olarak faaliyet göstermiştir. Marksist-Leninist düşünceyi Türkiye’deki özgün koşullara uygulama çabası içinde olan Değmer, bu dönemde Türkiye’de sınıfların henüz gelişmemiş olduğu verisinden hareketle sınıflararası bir uzlaşı arayışı içinde olmuş ve önderliğini yaptığı “Aydınlık” grubuyla beraber Türkiye’deki güncel mücadelenin emperyalizme karşı gerçekleşmekte olduğu tanısını ortaya koymuştur.

1925 yılından itibaren Kemalist hükümetin artan baskısı ise “illegal” faaliyet döneminin başlamasına sebep olmuştur. Değmer, bu dönemde Türkiye Komünist Partisi lideri olarak faaliyet göstermiştir. 1925-1927 ve 1919-1939 yılları arasında yurtdışından Partiyi yöneten Değmer, burada bir dış büro oluşturmuştur. TKP, bu dönemde önemli iç çekişmeler yaşamıştır. Parti içinde, Değmer’in temsil ettiği çizgiye “sağ” ve “sol” olmak üzere iki farklı karşı çıkış meydana gelmiştir. Bu çizgiler, Vedat Nedim Tör ve Şevket Süreyya Aydemir liderliğindeki Merkez Komitesi ve Nazım Hikmet liderliğindeki muhalefet grubudur.

Değmer’in 1922 yılından itibaren Komintern ile ilişkiye geçmesi ve önderliğini yaptığı hareketin bu tarihten itibaren Komintern’in bir organı olarak faaliyet göstermeye başlaması, bu görüşlerinde önemli değişikliklere sebep olmuştur. 1924 yılında görüşleri Komintern tarafından ağır eleştiriye uğrayan Değmer, bu tarihten itibaren “sınıf savaşımı” olgusu üzerinde yoğunlaşmıştır. 1937 yılında Komintern tarafından TKP için verilen Desantralizasyon kararı ise, Şefik Hüsnü’nün 1919-1925 yıllarındaki saptamalarına bir geri dönüşü simgeler niteliktedir. Bu karar, pratikte TKP’nin dağıtılması anlamına gelmiştir.

Komintern’in 1935 yılındaki 7. kongresinden; soldan sağa: Stalin, Wang Ming (ÇKP), Piatnitski, Dimitrov (BKP), Şefik Hüsnü (TKP) ve André Marty (FKP).

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: